top of page

Hepimizin Kanayan Yarası...

  • Yazarın fotoğrafı: Hola Pilates
    Hola Pilates
  • 26 Şub
  • 4 dakikada okunur

HEPİMİZİN KANAYAN YARASI…

 

Bu bloğu sağlığımla uğraştığım bir evrede yazıyorum. Ve her zaman söylenen bir söz var. İnsan ne ederse kendine eder ve her şeyin başında da stres faktörü gelir.

 

Elbette hepimizin kendine göre dertleri, başa çıkamadığı veya üstesinden gelmekte zorlandığı durumlar vardır.  Ben bugün bu yazımda tırnaklarını kazıya kazıya buraya kadar gelebilmiş hayallerinin peşinden giden bir pilates eğitmeni, ayrıca bir iş yeri sahibi olarak konuyu yazacağım ve umarım yanlış anlaşılmadan sizlere aktarabilirim. Çünkü ne o tarafım ne bu taraf, sadece bitaraf…

 


Son 2 yıldır en çok zorluk çektiğim nokta inanın ne ekonomik kriz ne üye durumu ne de para… KONU çalışan YARDIMCI EĞİTMENLER, EĞİTMEN YETİŞTİRMELER, EĞİTMENDEN DOLAYI ORTADA BIRAKILMALAR, EĞİTMENİN SON DAKİKA AYRILMA KARARLARI, EĞİTMENİN HABERSİZ İŞ YERİ AÇMASI, EĞİTMENİN vıdı vıdısı…. Bu böyle uzar gider. Şimdi stüdyo sahipleri eğitmen arkadaşlarıma sorsam hepsi aynı konudan dert yanacaktır.

 

Öncelikle şuna açıklık getirelim. Hiçbir eğitmenin zaten kalıcı olarak yanımızda kalmasını beklemiyoruz. Bu imkânsız gibi bir şey ve bu arada eşine ender rastlanan bir olaydır -ki bir eğitmenin ben iş yeri açmak istemiyorum daimî çalışmak istiyorum demesi- biliyoruz ki bizler nasıl heyecanla kendi işyerlerimizi açtık, onlarda eğer durumları ve hayat koşulları, eğitimleri el verirse elbette iş yerlerini açmak isteyecekler. Ancak bunun bir üslubu, bir yolu yordamı vardır. En önemlisi VİCDAN vardır. Neden vicdan dediğimi de ilerleyen süreçte açıklayacağım.

 

Biliyorsunuz ki alınan eğitimler asla bir eğitmen olmak için yeterli gelmiyor. Bunu taçlandıracak ve güçlendirecek olan bir stüdyoda tecrübe ve pratik yapmak. Ya da hiç eğitim almamış oluyor ancak bu işe gönül vermiş, sevmiş ve yapmak istiyor. Burada da iş yeri sahibi, eğitmenleri eğitmek ile ilgili büyük sorumluluk alıyor. Ki o eğitmene zamanını veriyor, bilgilerini aktarıyor, sizin onlarca para, zaman verdiğiniz eğitim tecrübeleriniz ve bilgileriniz ücretsiz olarak kendilerine sunuluyor. Neden? Çünkü sizin çatınız altında çalışıyor ve sonuç olarak sizin isminizi taşıyor -ne kadar kendi başına bir eğitmen olsa da-... Sonuçta bu bir ekip işidir! Sizin verdiğiniz bilgiler ve tecrübeler bir eğitimden bazen, bazen değil hatta çoğu zaman daha kıymetlidir! Bir işin okulunu okumak değil, onu ne kadar süre icraat ettiğin, tecrübe ettiğin önemlidir. Bunu daha geçen VOB Pilates canım Gizem ile konuşmuştuk. Gerçekten eğitmenlikte Belge dediğimiz olay çokta önemli değil, önemli olan tecrübe, işi sevmek, özümsemek! Bu zamana kadar kaç saat derse girdin, kaç tane postürel bozukluğu olan bireylere ders verdin, kaç yıldır bu işi icraat ediyorsun… bunlar daha önemli

 

İş yeri sahibi eğitmenlerin yardımcı eğitmenlere göre sorumlulukları maalesef daha fazla. Bir tek ekibindeki eğitmenlerin sorumluluklarını almakla yükümlü değil, iş yerlerinin giderleri, masrafları, resmi ve muhasebesel işlemleri, üyelerin genel durum bilgileri hepsi tamamı ile onlarda iken bir de üstüne eğitmen ayrılıkları eklenince maalesef işin altından kalkılamayacak bir durum alıyor vaziyet… Çünkü kabul edelim ki: Biz ailelerimizden daha çok eğitmenlerimizle vakit geçiriyor ve büyük bir bağ kuruyoruz. Hele ki benim gibi iş ile arkadaşlığı ayıramayan bir kişilik iseniz üstüne üstlük büyük bağ kuruyorsunuz duygusal olarak. Bana hep yakınlarım der ki ‘HÜLYA SENDEN ÇOK İYİ BİR EĞİTMEN OLDU, AMA İYİ BİR ESNAF OLAMADI…’ Gerçekten de öyle. Ticari zekâm asla yok. Her şeye duygusal bakıyorum.

 


Şimdi yazımın başında VİCDAN kelimesini kullanmıştım. Onu izah edeyim yeri geldiyse… Dediğim gibi her gidişin, her ayrılışın bir yolu yordamı vardır. Bu iş ahlakı, insan ahlakı, etik kurallar gereği de böyledir. Ama maalesef her zaman karşımıza böyle insanlar çıkmıyor. Başımıza gelenler:

 

-       Sizde eğitmen iken habersiz kendi iş yerini açan eğitmenler

-       Son dakika (bu bazen 1 hafta, bazen 2 hafta, bazen de maksimum 1 ay) işten ayrılmak istediklerini söyleyen eğitmenler

-       Başka bir stüdyoya ani bir kararla transfer olmak isteyen eğitmenler

-       Evine reformer alıp sizdeki üyeler ile evinde bu işe kaçak devam etmek isteyen eğitmenler

-       Sözleşmesi olsa dahi kendi kafasına göre sözleşmesini fesh edip habersiz çekip giden eğitmenler

 

Bunlar maalesef hırsını vicdanının önüne koyan eğitmenler. Bir de vicdanlı olarak eğitmenlerimiz var -ki onlara canımız feda;

 

-       Kendi iş yerini açacağını en az 6 ay-1 yıl önce söyleyen eğitmenler

-       Sözleşme yapar iken maksimum ne kadar süre çalışabileceğini açık yüreklilikle ve güvenle söyleyebilen eğitmenler (ve buna uyan)

-       Şehir değiştirme veya evlilik sürecine girip işten mecburi ayrılmak istediklerini belirten eğitmenler

 

Bu ikisi arasında o kadar büyük fark var ki…

 


Bakın bu bir ekip işidir. Ben her zaman derim ki insan tek başına didinse maksimum gidebileceği yol bir karınca kararıncadır. Ama bir ekip bu yolu Everest’e taşır. Bir elin nesi var, iki elin sesi var. Ekibe güvendiyseniz işinizi büyütüyorsunuz, stüdyonuzu genişletiyorsunuz, alan açıyorsunuz, gelir-gider dengesi oluşturuyorsunuz, sistemi kuruyorsunuz. Her şey mükemmel gidiyor dediğiniz bir anda balon pısssss diye sönüyor. Bu arada içinizden diyebilirsiniz ‘aman ya sende niye güveniyorsun’ diye.. Arkadaşlar biz zaten güveniyoruz ki ekibimize alıyoruz, işi öğretiyoruz, kalbimizi açıyoruz, ona bir stüdyo ve üye emanet ediyoruz, gerekirse sözleşme yapıyoruz ve karşıdan o sözü alıyoruz. Ama biz nereden bilebiliriz ki dilimizin yanacağını… sorarım size?

 

İşte durumlar böyle çıkılamaz bir hal alınca da strese giriyorsun, vücudun kortizol hormonunu fazlasıyla salgılıyor sonrasında da hastalıklar çıkıyor… Ne diyebilirim ki? Herkes kalbinin ekmeğini yer, kalbini, niyetini temiz tuttuğun sürece gerçekten bir şekilde kazanıyorsun. Çok şükür Rabbime. Ama yara almadım diyemezsin, her kötü gidiş bir şekilde seni ve stüdyonu yıpratıyor… İyi ayrılıklar da inan insanı çok mutlu ediyor. Senin yetiştirdiğin bir eğitmenin bir stüdyo açması ve senin ismini anması inanılmaz gurur verici. İyi kalpli herkesin yolları açık olsun.


Bu blog asla ama asla hiç bir eğitmeni kötülemek için yazılmamıştır. Kötü Polis-İyi Polis olarak taraflı bir yazı da değildir. Biz stüdyo sahiplerinin sıklıkla rastladığı hepimizin kanayan yarası olan konuya değinmek istedim. Her şeyde olduğu gibi iyilerde var, kötüler de...

 

Aslında daha çok çok dertleşmek isterdim ama belki bir gün yüz yüze inşallah…hepinizi çok seviyorum, kalpten sevgiler

 

Hülya

 
 
 

Yorumlar


bottom of page