top of page

Olur Ya...

  • Yazarın fotoğrafı: Hola Pilates
    Hola Pilates
  • 11 Tem
  • 3 dakikada okunur

Bu yazı sadece hissettiklerimden, yaşayıp deneyimlediklerimden ibarettir…


Bazen sizde de oluyor mu?... Ders vermekten sıkıldığınız, zorlandığınız, motivasyonunuzu ve enerjinizi kaybettiğiniz anlar… Bende oluyor çünkü. Asla yalan konuşmayacağım, kendimi kandırmak istemiyorum. Öyle bir dönem geliyor ki o yoğunluğun arasından kaçıp hiç konuşmadan ve ağzımı tek bir kelime için dahi kıpırdatmadan sessizce köşeye çekilip gizlenmek istiyorsun. Neden oluyor bilmiyorum ama en son nasıl çözüm bulduğumu anlatacağım…

 

Mesleğime ilk başladığım yıllarda büyük heyecanla sayısızca dersler alıyordum. Yeni açılmış bir stüdyo olarak kişilerin seni ve senin stüdyonu seçmeleri acayip gaza getiriyordu. Bu hırsla beraber alabildiğim kadar dersleri almaya başladım. Bahsettiğim şey günde 11 saat aralıksız ders vermek gibi bir şey… sonra bu birkaç yıl sürdü. Ama birkaç yıl içinde yaşadıklarıma geri dönüp baktım da; A-sosyal bir hayat, kaçırdığım eğitimler, kendine antrenman zamanı bırakmama, ailen ve sevdiklerine vakit ayıramama gibi gibi daha birçok şeyden mahrum ve eksik kaldım… bu da beni yıprattı ve mesleğimde deformasyona uğrattı, tükenmişliğe doğru yol aldı… sonra ne oluyor biliyor musunuz yaptığınız işten kaçmaya çalışıyorsunuz… Bunu düzeltmek için hemen hızlı bir karar aldım. Ve ders saatlerimi azalttım, kendime antrenman boşlukları bıraktım, bazı günlere öğle aralarına dışarı çıkabilmek ve sosyalleşebilmek için uzun aralıklı molalar koydum. Sonuçtan memnundum çünkü sen mutluysan işine olan motivasyonunda artıyor, verimlilik seviyende yükseliyor.

 

Sonra süreci takip ettim. Eğer hala zorlandığım, yorulduğum anlar olur ise kendime hafta sonu için kısa tatiller koydum. Bu tatilden kast ettiğim bir mekan değişikliği aslında. Hiç fark etmez, önemli olan seni işten düşüncesel olarak uzaklaştırabilecek herhangi bir güvenli alan. Böyle yaptığımda fark ettim ki pazartesi çok başka bir Hülya olarak işime geri dönüyorum.

 


Pekiiii bazen sizde de oluyor mu?... Aklınızdan geçen hayallerinizi, fikirlerinizi gerçekleştirdiğinizde veya gerçekleştirmeden önce birileriyle paylaştığınızda onların sizden önce gerçekleştirdiğini gördüğünüz anda üzülüyor musunuz?


 

Eski Hülya olsa çok üzülürdü… bakın üzülmekle kalmaz bir de ağlardı da… Şimdi inanın gülüp geçiyorum. Burada çocuk gibi o benim ….. aynısını yaptırmış, o benim …… aynısını bilmem neyin nesini yapmış, vah efendim vah… böyle saçma sapan konulara girmeyeceğim. Çünkü dünyada bir tek siz yoksunuz, başka eğitmenlerde, başka stüdyolarda var. Herkes aynı rengi, aynı eşyayı, aynı malzemeyi, aynı ekipmanı kullanabilir…. Ben asıl öz benlik konusunda biraz takıntılıyım. Şöyle ifade edeyim; hepimizin örnek aldığı veya idolü olan eğitmenleri vardır dimi? Benim de var tabi ki. Ve ben her içerik videomu veya paylaşacağım instagram hikayesinde veya yazacağım bir yazı da, eğer ondan görüp esinlendiğim, ilham aldığım bir şey var ise hemen ÖZELLİKLE İSMİNİ yazarak belirtirim. Benimle online eğitmen derslerine giren hocalarım da bilir. ‘Bu ders akışında bu modifikasyonu …… hocam da gördüm ve deneyimledim, sizlere de aktarmak istedim’ DERİM!. Ama bazen görüyorum, bazen de sağolsun eğitmen arkadaşlarım atıyorlar; yani benim videomun akışının aynısını da çekip atamazsın ne bileyim.! Ya da ne bileyim benim dersimde, stüdyomda gördüğünü kendinin gibi anlatamazsın… Şimdi akışlar veya hareket modifikasyonları nasıl olur biliyor musunuz? Bol antrenman, bol pratik, bol tekrarlar sonucu olur… Bu da eşittir EMEK. Demem odur ki; İlham almak, ilham aldığınız kişinin ismini paylaşmak sizi asla alçaltmaz. Bu karşılıklı saygıdır…

 

 


Pekiiii bazen sizde de oluyor mu?... Hevesinizi kıranlar! Sizi dibe çekmeye çalışanlar…

 

Derhal uzaklaşın.! Derhal… bu ister arkadaşınız ister öğrenciniz, ister yanınızda çalışan eğitmeniniz. Hiç fark etmez. Benim hevesimi eğitmenlik yolculuğumun ilk başında kıranlarla şu an aramda sonsuz bir mesafe var! Ve inanılmaz mutluyum. Onlar bana inanmadılar ama ben onlara bana destek olacaklarına çok inanmıştım… Hala kulaklarımda çınlayan bir söz var: ‘PİLATESİ İYİ YAPIYOR OLMAN, İYİ EĞİTMEN OLACAĞIN ANLAMINA GELMEZ! BU SENİN İŞİN DEĞİL’

 

Sonrası için konuşalım. Evet kişi seçmek gibi bir lüksümüz olmayabilir. Ama şunu unutmayın; sizin enerjinizi derste yere çeken veya isteksiz olan bir kişiye ders vermek gibi bir durumunuz da olmasın! Bu işi para için değil, gerçekten sevdiğiniz için yapın! Mutsuzluk ile yapılan her işin sonucu maalesef hüsran…

 


Peki sizde de bazen her şey üst üste geliyor mu? (Her insanın başına geldiği gibi)

 

Çok sevdiğim bir arkadaşım bana şey demişti seneler önce, yine böyle her şey üst üste geldiği anda ‘Allah kahretsin beni’ gibi bir şey demiştim anlık sinirle. Bana dedi ki ‘Hemen sözünü geri al! Söz büyüdür! Söylediğin her kelime, her cümle sana yaşamın boyunca bir gün dönüp gelecek’ dedi… ‘’Mutsuz olsan dahi mutsuz cümleler kurma, negatifi üstüne daha da çağırıyorsun, bunu sen kendine yine kendin yapıyorsun başkası değil’’ demişti…

 

O gün bir durup düşündüm de… evet mutsuzlukta, olumsuzlukta hemen negatife bağlayıp kafada kurmaya, ardından anlamsız manasız cümleler kurmaya devam ediyorum. Şükretmek ve kendini bu düştüğün durumda hemen motive etmek o kadar önemli ki; ve inan bunu yine bir güzel cümle ile yapmak o kadar kolay ki…

 

 

Yapmayın dostlarım yapmayın, hepimizin dış görünüşünün arkasında yaşadığı zorluklar ve uğraşları var. Hepimizin yolunda gitmeyen işleri elbette oluyor. Kimse mükemmel bir hayat yaşayamaz ki bu imkansız, mükemmel olsa kolay olurdu. Zor olan daha değerlidir derim ben hep…

 

Hep şunu düşünün; şükredecek ne kadar çok sebebiniz var? Ve hep şunu hatırlayın; Allah üstesinden gelemeyeceğiniz zorluğu sizin karşınıza çıkarmaz, yaşatmaz… Emin olun sizi sonunda yeni mucizeler bekliyor…

 

Hepinizi çok seviyorum, Sevgiler,

 

Hülya

 

 

 
 
 

Yorumlar


bottom of page